Bel ağrısı nedeniyle işe ara verdiyseniz geri dönmek kaygı yaratabilir. Özellikle işiniz uzun süre oturmayı, ayakta kalmayı, eğilmeyi veya yük taşımayı gerektiriyorsa kendinizi tamamen ağrısız hissetmeden işe başlamanın belinize zarar vereceğini düşünebilirsiniz.
Oysa mekanik bel ağrısında işe dönmek için her zaman ağrının bütünüyle kaybolmasını beklemek gerekmez. Asıl önemli olan, işinizin gerektirdiği yüklerle mevcut kapasitenizin birbirine uygun olmasıdır.
Ağrının bulunması çalışamayacağınız anlamına gelmez
Ağrı ile hareket kapasitesi aynı şey değildir. Hafif bir ağrı hissederken günlük işlerinizi güvenli biçimde yapabilirsiniz. Bunun tersine, ağrı puanınız düşük olduğu hâlde uzun süre oturmakta, eğilmekte veya yük taşımakta zorlanabilirsiniz.
Bu nedenle işe dönüş kararı yalnızca “Ağrın kaç?” sorusuyla verilmez. Şunlar da değerlendirilmelidir:
Ne kadar süre oturabildiğiniz veya ayakta kalabildiğiniz,
Ne kadar yürüyebildiğiniz,
Eğilme ve doğrulmayı nasıl tolere ettiğiniz,
İşinizde kaldırmanız veya taşımanız gereken yükler,
Günün sonunda ve ertesi sabah nasıl hissettiğiniz,
Hareket etmekten ne kadar korktuğunuz.
Amaç ağrısız bir gün beklemek değil, iş yükünü yönetebilecek düzeye gelmektir.
Masa başında çalışmak da fiziksel bir yüktür
“Ben ağır iş yapmıyorum, yalnızca oturuyorum” diye düşünebilirsiniz. Ancak saatlerce aynı konumda kalmak da bel için bir yük oluşturabilir.
Buradaki sorun çoğu zaman tek bir “yanlış oturma biçimi” değildir. En iyi sandalye veya en doğru oturma açısı bile uzun süre hiç hareket etmeden kalmayı bütünüyle ortadan kaldıramaz.
Masa başında çalışıyorsanız işe dönüşün ilk günlerinde;
Oturma süresini kısa bölümlere ayırmak,
Düzenli olarak ayağa kalkmak,
Telefon görüşmelerinin bir kısmını ayakta yapmak,
Oturma biçimini zaman zaman değiştirmek,
Gün içindeki daha yoğun işleri aralıklı yerleştirmek
yararlı olabilir.
Belinizi gün boyunca tek bir “kusursuz” konumda tutmaya çalışmanız gerekmez. En iyi duruş çoğu zaman bir sonraki duruştur.
Bedensel işlerde dönüş nasıl olmalı?
İşiniz kaldırma, taşıma, itme, çekme veya sık eğilmeyi gerektiriyorsa yalnızca genel egzersiz yapmak yeterli olmayabilir. Tedaviniz sırasında işte karşılaştığınız hareketlerin daha kolay biçimleriyle hazırlanmanız gerekir.
Örneğin işe dönmeden önce;
Yerden farklı ağırlıklarda nesne almak,
Bir yükü kısa mesafede taşımak,
Tekrarlayan eğilip doğrulmaları yapmak,
İtme ve çekme hareketlerini denemek,
Bu görevleri zaman içinde artan sürelerle sürdürebilmek
gerekebilir.
Bu çalışmalar işinizin bütün yükünü bir anda vermek için değil, bedeninizi aşamalı olarak hazırlamak için yapılır.
İşe birdenbire tam yükle dönmek zorunda mısınız?
Her zaman değil. Koşullar uygunsa kademeli dönüş planlanabilir. Bu yalnızca çalışma saatini azaltmak anlamına gelmez. Geçici olarak;
Çalışma süresi kısaltılabilir,
Ağır veya tekrarlayan görevler azaltılabilir,
Görevler çalışanlar arasında paylaştırılabilir,
Daha sık kısa ara verilebilir,
Aynı konumda kalma süresi sınırlandırılabilir,
İş yükü hafta hafta artırılabilir.
Örneğin sekiz saatlik ve yoğun bir işe doğrudan dönmek yerine daha kısa çalışma süresiyle başlanıp, bedenin gün sonunda ve ertesi gün verdiği yanıta göre süre artırılabilir.
Bu bir zayıflık göstergesi değildir. Egzersizde ağırlığın kademeli artırılması gibi, iş yükünün de kademeli artırılmasıdır.
İşe dönünce ağrı artarsa yanlış mı yaptım?
İşe ilk dönüşte hafif bir ağrı veya yorgunluk artışı görülebilir. Bu durum tek başına yeniden yaralandığınız anlamına gelmez.
Şu sorular daha yol göstericidir:
Ağrı çalışma sırasında giderek mi artıyor?
İşimi yapma biçimimi belirgin olarak bozuyor mu?
Dinlenme veya konum değiştirmeyle yatışıyor mu?
İşten sonra günlük yaşamımı sürdürebiliyor muyum?
Ertesi gün önceki düzeyime dönebiliyor muyum?
Ağrı kısa sürede yatışıyor ve ertesi gün kapasiteniz korunuyorsa mevcut yük tolere edilebilir olabilir. Ağrı her gün birikiyor, daha uzun sürüyor ve işlevinizi giderek azaltıyorsa görevlerin veya çalışma süresinin yeniden düzenlenmesi gerekir.
İşe dönme korkusu da değerlendirilmelidir
Bazen beden işe hazır olduğu hâlde “Belim yeniden tutulacak”, “Eğilirsem fıtığım ilerleyecek” veya “Bir daha aynı işi yapamayacağım” düşünceleri dönüşü geciktirebilir.
Böyle bir durumda yalnızca kasları kuvvetlendirmek yeterli olmaz. Korkulan iş hareketleri güvenli ve kademeli biçimde çalışılmalı; ağrı ile zarar arasındaki fark açıklanmalıdır.
İşe dönüş, tedavinin bittiği gün yapılan bir sıçrama değil, tedavinin içinde hazırlanması gereken bir süreçtir.
İşe dönmek için tek bir ölçüt yoktur
Masa başında çalışan biriyle depoda yük taşıyan, ameliyathanede uzun süre ayakta duran veya araç kullanan birinin gereksinimleri aynı değildir. Bu nedenle herkese aynı süreyi veya aynı egzersizi vermek doğru olmaz.
İşe dönüş planı;
Tıbbi değerlendirmenize,
İşinizin gerçek yüklerine,
Günlük kapasitenize,
Ağrının davranışına,
İş yerinde yapılabilecek düzenlemelere
göre kişiselleştirilmelidir.
Uygun koşullarda günlük yaşama ve işe dönüş, kişinin hareket kapasitesinin yeniden gelişmesine yardımcı olabilir. Ancak bu, her kişinin ağrısına rağmen hiçbir düzenleme yapılmadan çalışması gerektiği anlamına gelmez.
Kısacası işe dönmek için kusursuz, tamamen ağrısız bir bel beklemek gerekmeyebilir. Önemli olan, işinizin yükünü tanımak, bu yüke hazırlanmak ve gerektiğinde işi bir süreliğine bedeninizin mevcut kapasitesine göre düzenlemektir.
Doğru tedavinin ilk adımı doğru tanıdır; hekim değerlendirmesi gerekir.