Kısa yanıt: Bel ekstansör dayanıklılığı, posterior gövde kaslarının belirli bir yükü sürdürebilme kapasitesi hakkında bilgi verir. Biering–Sørensen testi bu amaçla sık kullanılmakla birlikte test süresi yalnızca lomber ekstansörleri yansıtmaz; torakal paraspinal kaslar, kalça ekstansörleri, hamstringler, ağrı, korku, motivasyon ve test deneyimi de sonucu etkiler. Düşük süre tek başına “sırt kaslarını güçlendir” kararı vermek için yeterli değildir.
Kuvvet ile dayanıklılık neden ayrılmalıdır?
Kuvvet, kas veya kas grubunun üretebildiği en yüksek kuvveti; dayanıklılık ise submaksimal bir görevi sürdürebilme kapasitesini ifade eder.
Klinikte bu ayrım önemlidir:
Hasta ağır bir yükü bir kez kaldırabilir fakat tekrar eden işlerde erken yorulabilir.
Maksimal kuvveti düşük olabilir fakat düşük yükteki günlük görevleri uzun süre sürdürebilir.
İzometrik testte iyi performans gösterebilir ancak dinamik ve işlevsel görevlerde kontrolünü kaybedebilir.
Ağrı veya korku nedeniyle gerçek kapasitesinin altında performans gösterebilir.
Bu nedenle dayanıklılık testi kuvvet testi, hareket kontrol testi veya işlevsel kapasite değerlendirmesi yerine kullanılmamalıdır.
Biering–Sørensen testi neyi değerlendirir?
Biering–Sørensen testinde pelvis ve alt ekstremiteler sabitlenirken gövde masa dışında yatay pozisyonda tutulur. Test genellikle pozisyonun korunabildiği süre üzerinden değerlendirilir.
Test sırasında başlıca;
- lomber ve torakal paraspinal kaslar
- kalça ekstansörleri
- hamstringler
göreve katkıda bulunur.
Dolayısıyla test “yalnızca multifidus dayanıklılığını” veya “yalnızca lomber stabiliteyi” ölçmez. Posterior zincirin izometrik bir görevi sürdürebilme performansını yansıtır.
Test nasıl standartlaştırılmalıdır?
Sonuçların izlemde karşılaştırılabilmesi için uygulama koşulları aynı tutulmalıdır:
Pelvis ve alt ekstremiteler güvenli biçimde sabitlenir.
Gövdenin yatay konumu tanımlanır.
Kolların yerleşimi standartlaştırılır.
Test öncesi açıklama aynı biçimde yapılır.
Cesaretlendirme düzeyi mümkün olduğunca sabit tutulur.
Süreyi sonlandırma ölçütleri önceden belirlenir.
Testi kimin ve hangi koşullarda uyguladığı kaydedilir.
Ağrı, yorgunluk veya başka bir nedenle sonlandırıldığı belirtilir.
Pozisyonun tekrarlayan biçimde kaybedilmesi, hastanın testi kendi isteğiyle bırakması veya güvenliğin bozulması testi sonlandırma nedeni olabilir.
Yalnızca toplam süreyi kaydetmek yerine testin neden sonlandırıldığı da yazılmalıdır.
Evrensel kesme değeri kullanılabilir mi?
Biering–Sørensen testi için farklı toplumlarda, yaş gruplarında, cinsiyetlerde ve test yöntemlerinde farklı süreler bildirilmiştir. Bu nedenle tek bir süreyi herkes için kesin “normal–anormal” sınırı olarak kullanmak uygun değildir.
Test performansı;
- yaş
- cinsiyet
- beden yapısı
- fiziksel etkinlik düzeyi
- spor geçmişi
- test protokolü
- sabitleme yöntemi
- ağrı ve korku
gibi değişkenlerden etkilenebilir.
Bu nedenle sunumunuzdaki 60 ve 90 saniye gibi süreler klinik yönlendirme için pratik bir sınıflama sağlayabilir; fakat evrensel tanısal kesme değerleri olarak sunulmamalıdır. İzlemde aynı hastanın aynı protokolle gösterdiği değişim çoğu zaman tek bir normatif sınırdan daha değerlidir.
Düşük test süresi ne anlama gelebilir?
Düşük süre şu olasılıkları düşündürebilir:
Posterior gövde kaslarının düşük dayanıklılığı
Hamstring veya kalça ekstansörlerinin erken yorulması
Ağrı nedeniyle testi erken sonlandırma
Hareket korkusu
Yüksek tehdit beklentisi
Nefes tutma veya aşırı kasılma
Görevi anlamama
Düşük genel fiziksel kapasite
Teste özgü deneyimsizlik
Motivasyon ve öz yeterlilik
Dolayısıyla test süresi, kas dayanıklılığının saf ve izole bir ölçümü değildir. Sonucun klinik anlamı, test sırasındaki davranışla birlikte değerlendirilmelidir.
Test sırasında ne gözlenmelidir?
Süreye ek olarak şu özellikler kaydedilebilir:
Gövdenin yatay pozisyonu koruyabilmesi
Lomber lordozdaki değişim
Pelvis kontrolü
Titreme
Nefes tutma
Aşırı gövde sertliği
Kalça veya hamstring bölgesinde erken yorgunluk
Ağrının yeri ve davranışı
Ağrı yayılımı
Hastanın testi sonlandırma nedeni
Sözel yönlendirmeye verdiği yanıt
Titreme veya pozisyon değişikliği tek başına motor kontrol bozukluğu tanısı oluşturmaz. Bunlar yorgunluğun, yüksek eforun veya kullanılan stratejinin göstergesi olabilir.
Sonuç günlük işlevle nasıl ilişkilendirilmelidir?
Testin klinik değeri, hastanın yakınmasıyla ilişkilendirildiğinde artar.
Örneğin düşük dayanıklılık sonucu;
- uzun süre ayakta kalamama
- günün sonunda artan ağrı
- tekrarlayan kaldırma sırasında erken yorulma
- uzun yürüyüşte gövde kontrolünü sürdürememe
- fiziksel iş yüküne dönmekte zorlanma
ile uyumluysa müdahale hedeflerinden biri olabilir.
Buna karşılık test süresi düşük olmasına rağmen hastanın günlük işlevi, iş kapasitesi ve diğer dayanıklılık testleri iyi ise bu bulgu düşük öncelikli olabilir.
Test sonucu tedavinin hedefi değil, klinik tablonun bir parçasıdır.
Düşük test sonucunda doğrudan ekstansiyon egzersizi verilmeli midir?
Hayır. Öncelikle düşük performansın olası nedeni belirlenmelidir.
Tek bir testten “posterior zincir zayıf, sırt kası güçlendir” sonucuna ulaşmak klinik muhakemeyi sınırlar.
Dayanıklılık eğitimi nasıl ilerletilebilir?
Başlangıç evresi
Düşük yükte gövde kontrolü
Köprü
Dört ayak pozisyonunda ağırlık aktarımı
Modifiye karşı kol–bacak uzatma
Kısa süreli izometrik tutuşlar
Yürüyüş
Orta evre
Karşı kol–bacak uzatma
Modifiye sırt ekstansiyonu
Kalçadan eğilme
Çömelme
Modifiye plank ve yan plank
Hafif taşıma çalışmaları
İleri evre
Dinamik sırt ekstansiyonu
Yük kaldırma ilerlemesi
Squat ve lunge çeşitleri
Tek ve çift taraflı taşıma
İşe özgü tekrarlayan görevler
Spora özgü hız ve yükleme
Egzersiz seçimi hastanın test sonucundan çok işlevsel hedefi ve mevcut yük toleransıyla ilişkilendirilmelidir.
İlerleme ölçütleri neler olabilir?
Egzersiz sırasında tekniğin sürdürülebilmesi
Nefesin tutulmaması
Ağrının kabul edilebilir düzeyde kalması
Seans sonrası uygun toparlanma
Tutuş süresi veya tekrar sayısında artış
Aynı sürede daha yüksek yükün tolere edilmesi
Günlük oturma, ayakta kalma veya taşıma süresinin artması
Hastaya özgü işlev puanında gelişme
Korku ve korunma davranışının azalması
İlerleme için yalnızca ağrının tamamen ortadan kalkması beklenmemelidir. Bununla birlikte ağrı hızla yükseliyor, yayılım gösteriyor veya uzun süre yatışmıyorsa doz azaltılmalıdır.
Test ne zaman tekrarlanmalıdır?
Biering–Sørensen testi her seansta uygulanması gereken bir test değildir. Yüksek efor gerektirdiği ve tekrarlanan uygulamalarda yorgunluk veya öğrenme etkisi oluşabileceği için yeniden değerlendirme uygun aralıklarla yapılmalıdır.
Aynı gün içinde arka arkaya tekrarlanan testlerde performans düşebilir. Özellikle aktif genç yetişkinlerde tek uygulama bütün dayanıklılık yetersizliklerini göstermeyebilir; fakat klinik uygulamada çoklu tekrarların ek yorgunluk yaratacağı dikkate alınmalıdır.
İzlemde test protokolünün, sabitleme biçiminin ve sözel yönlendirmenin aynı olması gerekir.
Test süresi uzarsa tedavi başarılı mıdır?
Test süresindeki artış olumlu olabilir; ancak tek başına yeterli değildir. Egzersiz tedavisinin yararları yalnızca kas performansındaki değişim üzerinden açıklanamaz.
Klinik başarı için şu sonuçlar birlikte değerlendirilmelidir:
Ağrı ve irritabilite
Hastaya özgü işlev
Günlük yaşam ve işe katılım
Göreve özgü yük toleransı
Hareket korkusu
Öz yeterlilik
Kuvvet ve genel fiziksel kapasite
Alevlenmeleri yönetebilme
Hasta testi daha uzun sürdürebiliyor fakat uzun süre ayakta kalamıyor veya işe dönemiyorsa kazanım henüz anlamlı işlevsel sonuca dönüşmemiştir.
Klinik çıkarım
Biering–Sørensen testi bir tanı testi değil, posterior gövde kaslarının belirli bir izometrik görevi sürdürme performansını değerlendiren klinik araçtır.
Klinisyen;
- test koşullarını standartlaştırmalı
- yalnızca süreyi değil testi sonlandırma nedenini de kaydetmeli
- evrensel kesme değerlerine temkinli yaklaşmalı
- kalça ve hamstring katkısını dikkate almalı
- düşük sonucu doğrudan kas zayıflığı olarak yorumlamamalı
- bulguyu günlük işlev ve diğer testlerle ilişkilendirmeli
- dayanıklılık kazanımını işlevsel yüklemeye aktarmalıdır